Risk yoksa hikayede yok
İçerik
"Risk yoksa, hikaye de yok." Bu sözü ilk gördüğümde uzun uzun ekrana baktım. Çünkü dürüst olmak gerekirse, hepimiz hikayemizin başrolünde olduğumuzu düşünmeyi severiz ama çoğumuz o hikayeyi yazacak cesareti bulamayız. Her gün aynı saatte uyanmak, aynı kahveyi içmek, aynı insanlarla aynı şeyleri konuşmak güvenlidir. Tıpkı bilgisayarı Güvenli Mod da başlatmak gibi; hiçbir şey çökmez ama hiçbir yeni özellik de çalışmaz.
Bir yazılımcı olarak hayatımın büyük bir kısmı ekran karşısında, mantık ve kurallar çerçevesinde geçiyor. Ancak fark ettim ki, kod yazarken gösterdiğim o "yeni bir şey deneme" cesaretini normal hayatıma taşımadığım sürece, anlatacak hiçbir hikayem olmuyor.
Konfor Alanının O Tatlı, Uyuşturan Sıcaklığı
Yazılımcı olmanın getirdiği garip bir illüzyon var. Ekranda bir şeyleri kontrol edebildiğini hissediyorsun. Bildiğin bir programlama dili, hakim olduğun bir yapı varsa, o senin küçük güvenli kalendir. Dışarıdaki hayat karmaşıkken, sen orada kendi kurallarını yazarsın.
Ama gerçek hayatın bir Geri Al tuşu yok. İşte bu yüzden hayatta risk almak, kod yazarken yeni bir teknoloji denemekten çok daha korkutucu. Yeni bir şehre gitmek, tanımadığın bir insanla sohbete başlamak, yıllardır ertelediğin saçma sapan bir hobiye adım atmak ya da sadece "hayır" diyebilmek... Bunların hepsi birer risk. Ve biz insanlar genellikle hata vermekten (error vermekten) ölümüne korkuyoruz.
Risk almadığımızda hayat stabil çalışır. Faturalar ödenir, günler geçer, aylar birbirini kovalar. Ama geriye dönüp baktığında anlatacak ne kalır? "Çok düzenli bir yıldı, hiçbir sorun çıkmadı" cümlesi iyi bir kitap veya film konusu olamaz. Hikaye, tam olarak işlerin planlandığı gibi gitmediği, bilinmezliğe adım attığın ve o kaosun içinde kendini yeniden keşfettiğin yerde başlar.
Hata Mesajlarını Sevmek
Yazılımcı olmanın bana normal hayata dair öğrettiği en güzel şey şu: Hatalar dünyanın sonu değildir, sadece neyi düzeltmen gerektiğini gösteren mesajlardır. Hayatta bir risk aldığında işler ters gidebilir. Belki parasız kalırsın, belki kalbin kırılır, belki zaman kaybedersin. Bunlar hayatın sana verdiği "hata mesajlarıdır" (bug'lardır).
O hatayı okur, nerede yanlış yaptığını anlar ve kodunu (hayatını) yeniden güncellersin. Önemli olan denemiş olmaktır.
Sonuç Yerine...
Eğer bugünlerde hayatınızın biraz renksiz, biraz fazla "tekrar eden bir döngü" içinde olduğunu hissediyorsanız, belki de o çok korktuğunuz adımı atmanın vakti gelmiştir. Konfor alanınızdan çıkın. Çünkü günün sonunda, anlatmaya değer hikayeler sadece cesaret edenlerin kaleminden dökülür."En güzel manzalara giden yol en zorlu yerlerden geçer".
Ben kendi adıma, o bilinmezliğe doğru bir adım daha atıyorum. Çünkü biliyorum ki; risk yoksa, hikaye de yok.